Bugün Norveç gezimizin en heyecan verici günlerinden birini yaşadık. Sabah erken saatlerde hedefimiz, dünyanın en etkileyici seyir noktalarından biri olan Preikestolen idi. Karavanımızı karavan kampa bıraktıktan sonra yürüyüşe başladık.
Yaklaşık sekiz kilometrelik gidiş-dönüş parkuru, ilk bakışta kolay gibi görünse de zaman zaman oldukça dik ve yorucuydu. Yol boyunca taş basamaklar, kayalık geçişler, küçük göletler ve Norveç’in eşsiz doğası bize sürekli eşlik etti. Hava yürüyüş için oldukça elverişliydi. Çam ormanlarının arasından yükselirken her virajın ardından farklı bir manzara çıkıyordu karşımıza.
Yol boyunca dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla selamlaştık. Kimisi çocuklarıyla, kimisi yaşına aldırmadan bastonuyla zirveye ulaşmaya çalışıyordu. Bu yürüyüşte herkesin ortak amacı aynıydı: O unutulmaz manzarayı görebilmek.
Yaklaşık iki saatlik tırmanışın ardından Preikestolen’in devasa kaya platformuna ulaştık. Karşımızda yüzlerce metre aşağıda uzanan masmavi Lysefjord, çevresini saran dik kayalıklar ve insanı büyüleyen bir sessizlik vardı. Kayalığın ucuna oturup aşağı baktığınızda hem büyük bir heyecan hem de tarifsiz bir hayranlık hissediyorsunuz. Doğanın milyonlarca yılda şekillendirdiği bu muhteşem eser karşısında insan kendini gerçekten çok küçük hissediyor.
Bol bol fotoğraf çektik, manzaranın tadını çıkardık ve uzun süre bu eşsiz atmosferi seyrettik. Dönüş yolu iniş olduğu için biraz daha rahat geçti ama dizlerimize epey iş düştü.
Bugün anladık ki Preikestolen sadece bir yürüyüş parkuru değil; sabrın, emeğin ve sonunda ulaşılan ödülün simgesi gibi. Zirveye vardığınız anda çektiğiniz bütün yorgunluk bir anda unutuluyor.
Norveç’in bize armağan ettiği en unutulmaz günlerden biri olarak hafızamızda yerini aldı. Eğer yolu bir gün bu ülkeye düşen olursa, bu yürüyüşü mutlaka yapmasını tavsiye ederim. Yorucu olabilir ama zirvede sizi bekleyen manzara, attığınız her adımın karşılığını fazlasıyla veriyor.







