Norveç Dönüş Günlüğü 2

1

Hollanda’da Rüzgâr, Kanallar ve Aile Hasreti

Dönüş yolculuğumuzun en özel duraklarından biri hiç kuşkusuz Hollanda oldu. Bu ülkeye gelişimizin tek nedeni tarihi şehirleri görmek değildi. Bizi burada çok daha anlamlı bir buluşma bekliyordu. Kısa süre önce dünyaya gelen torunumuz June‘u ilk kez görecek olmanın heyecanı, yol boyunca içimizi tarifsiz bir mutlulukla dolduruyordu.

Karavanımızı Haarlem’deki karavan parkına bıraktık ve üç gün boyunca hem Hollanda’nın birbirinden güzel şehirlerini keşfettik hem de ailemizle hasret giderdik.

3

İlk durağımız, Hollanda’nın kuzeyinde, IJssel Gölü kıyısındaki küçük ama büyüleyici kasaba Hindeloopen oldu. Burası, adeta geçmiş yüzyıllardan günümüze ulaşmış yaşayan bir açık hava müzesi gibiydi. Dar kanalların çevresine dizilmiş rengârenk evler, özenle korunmuş tarihi yapılar ve sessiz sokaklar ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor. Bir zamanlar önemli bir ticaret merkezi olan Hindeloopen, bugün sakinliği ve geleneksel mimarisiyle Hollanda’nın en karakteristik kasabalarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Sokaklarında dolaşırken her evin, her köprünün ve her pencerenin ayrı bir hikâyesi varmış gibi hissediliyor.

Bir sonraki gün rotamızı Zaandam‘a çevirdik. Daha şehre yaklaşırken birbirinden farklı tonlardaki yeşil ahşap evler dikkatimizi çekti. Zaandam, geleneksel Hollanda mimarisini modern dokunuşlarla buluşturan ilginç bir şehir. Kent merkezindeki sıra dışı yapılaşma fotoğraf tutkunları için adeta bir açık hava stüdyosu oluşturuyor.

11

Şehrin hemen yakınındaki ünlü değirmenler bölgesi ise Hollanda’nın simgesi hâline gelmiş manzaraları tüm ihtişamıyla sergiliyor. Rüzgârın döndürdüğü tarihi yel değirmenleri, ahşap atölyeler, peynir üretim yerleri ve geleneksel yaşamın izleri, ülkenin geçmişine açılan bir pencere gibi. Burada dolaşırken Hollanda’nın yüzyıllar boyunca suyla verdiği mücadelenin ve ticaret kültürünün izlerini görmek mümkün oluyor.

Hollanda’daki en etkileyici duraklarımızdan biri ise hiç kuşkusuz Giethoorn oldu. “Yolların olmadığı köy” olarak tanınan bu eşsiz yerleşimde ulaşımın büyük bölümü tekneler ve küçük köprülerle sağlanıyor. Kanallar boyunca dizilen saz çatılı evler, rengârenk çiçek bahçeleri ve suyun üzerindeki sessiz yaşam insana masal diyarındaymış hissi veriyor.

6

Köyde yürürken neredeyse hiç otomobil sesi duyulmuyor. Yerini kuş sesleri, küreklerin suya değen hafif tınıları ve doğanın huzuru alıyor. Her köşe başında fotoğraf çekmek istiyor, her köprünün üzerinde biraz daha oyalanıyorsunuz. Giethoorn, yalnızca Hollanda’nın değil, Avrupa’nın en romantik ve en huzurlu köşelerinden biri olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Ancak bu Hollanda yolculuğunun en unutulmaz anı ne tarihi değirmenler ne de masalsı kanallardı. Bizim için bu seyahatin en büyük mutluluğu, Haarlem’de oğlumuzun ailesiyle bir araya gelmek ve yeni doğan torunumuz June‘u ilk kez kucağımıza almak oldu.

Aylarca kilometrelerce yol kat ettikten sonra küçücük bir bebeğin gülümsemesi bütün yorgunluğu unutturabiliyor. June’un minicik ellerini tutarken, Avrupa’nın dört bir yanında biriktirdiğimiz tüm anılar bir anda bambaşka bir anlam kazandı. Yolculuklar insana yeni şehirler, yeni kültürler ve unutulmaz manzaralar kazandırıyor; ama bazen en değerli varış noktası, sevdiğiniz insanlara kavuştuğunuz adres oluyor.

Üç gün boyunca Haarlem’i merkez edinerek hem Hollanda’nın birbirinden güzel köşelerini keşfettik hem de ailemizle özlem giderdik. Şimdi ise rotamız yeniden güneye dönüyordu. Önümüzde Almanya ve ardından Adriyatik kıyılarının sıcak suları vardı. Fakat Hollanda’dan ayrılırken yanımızda götürdüğümüz en güzel hatıra, bavullarımıza sığmayan o tarifsiz aile mutluluğuydu

“Norveç Dönüş Günlüğü 2” için bir yorum

  1. OĞUZ TORUN ÇOK TATLI 🙂
    COŞKU MU ÇAVLAN MI BABA
    YERİME DE LÜTFEN SELAM SÖYLE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir