NORVEÇ YOLLARI 5

1

Baltık turumuzun bugünkü durağı olan Helsinki, ilk bakışta modern ve düzenli bir Kuzey Avrupa şehri gibi görünse de, sokaklarında dolaştıkça geçmişin izlerini hissettiren köklü bir tarihe sahip olduğunu fark ediyoruz.

Helsinki, 1550 yılında İsveç Kralı Gustav Vasa tarafından kurulmuş. Ancak bugünkü görünümünü büyük ölçüde 1809 yılında Finlandiya’nın Rus İmparatorluğu’na bağlanmasından sonra kazanmış. 1812 yılında başkent ilan edilince şehir adeta yeniden inşa edilmiş ve bugün merkezde gördüğümüz pek çok tarihi yapı bu dönemde ortaya çıkmış.

10

Şehrin tarihi kalbi sayılan Senato Meydanı, Helsinki’nin eski ruhunu en iyi yansıtan yerlerden biri. Meydanın çevresindeki sarı ve beyaz renkli neoklasik binalar, ziyaretçiyi bir anda 19. yüzyıla götürüyor. Meydanın en görkemli yapısı ise şüphesiz Helsinki Katedrali. Beyaz cephesi ve yeşil kubbeleriyle şehrin sembolü haline gelen bu yapı, Helsinki siluetinin vazgeçilmez bir parçası.

Meydandan aşağı doğru yürüdüğünüzde eski liman bölgesine ulaşılıyor. Kauppatori olarak bilinen Pazar Meydanı, yüzyıllardır deniz ticaretinin merkezi olmuş. Bugün de balıkçı tekneleri, pazar tezgâhları ve tarihi binalar sayesinde geçmişle günümüzü bir arada yaşatıyor.

7

Helsinki’nin tarihi dokusunda Rus etkisi de oldukça belirgin. Limanın hemen üzerinde yükselen kırmızı tuğlalı Uspenski Katedrali, Batı Avrupa’dan çok Rus şehirlerini andıran mimarisiyle dikkat çekiyor. Altın kubbeleri ve kırmızı cepheleriyle şehrin farklı kültürlerin kesişim noktası olduğunu hatırlatıyor.

Eski şehir sokaklarında dolaşırken devasa tarihi yapılar kadar, sade taş binalar, dar sokaklar ve limana açılan eski geçitler de Helsinki’nin geçmişini hissettiriyor. Burada tarih, Riga veya Tallinn’deki gibi ortaçağ surları ve kulelerle değil; düzenli meydanlar, zarif devlet binaları ve Baltık kıyısındaki ticaret kültürüyle karşımıza çıkıyor.

Helsinki’nin eski yüzü, gösterişli bir ihtişamdan çok Kuzey insanının karakterini yansıtıyor: sade, sağlam ve zarif. Yüzyıllar boyunca İsveç ve Rus kültürlerinin etkisi altında şekillenen şehir, bugün geçmişini korurken modern yaşamla uyum içinde varlığını sürdürüyor.

Baltık kıyısında dolaşırken hissedilen serin rüzgâr, tarihi meydanlarda yükselen katedraller ve limandan gelen martı sesleri, Helsinki’nin geçmişle bugün arasında kurduğu güçlü bağın en güzel tanıkları oluyor. Bu şehir, tarihi dokusunu bağırarak değil, sessizce ve kendine özgü bir zarafetle anlatıyor.

Karavan yolculuğu sırasında Finlandiya’nın sakin ve şirin kıyı kentlerinden biri olan Uusikaupunki’ye uğradık. İlk bakışta küçük bir kasaba gibi görünse de, denizcilik geçmişi ve düzenli şehir dokusuyla bizi oldukça etkiledi.

23

Şehrin merkezinde dolaşırken rengârenk ahşap evler, bakımlı sokaklar ve liman çevresindeki huzurlu atmosfer hemen dikkat çekiyor. Özellikle eski şehir bölgesinde yürürken Finlandiya’nın geleneksel mimarisini yakından görme fırsatı bulduk. Limanda sıralanan tekneler ve Baltık Denizi’nden gelen hafif esinti yürüyüşümüze ayrı bir keyif kattı.

Uusikaupunki, yüzyıllar boyunca önemli bir gemi yapım ve ticaret merkezi olmuş. Bu nedenle şehirde denizcilik kültürü hâlâ canlı şekilde hissediliyor. Liman çevresinde vakit geçirirken hem yerel halkın günlük yaşamına tanıklık ettik hem de Finlandiya’nın büyük şehirlerden uzak, sakin yüzünü görmüş olduk.

Şehrin en etkileyici yapılarından biri olan Uusikaupunki Old Church, sade ama etkileyici mimarisiyle dikkat çekiyor. Ahşap yapısı ve iç mekândaki tarihi detaylar, bölgenin geçmişine ışık tutuyor.

Günün sonunda deniz kenarında oturup Baltık’ın dingin manzarasını izlerken Finlandiya’nın neden dünyanın en huzurlu ülkelerinden biri olarak gösterildiğini bir kez daha anladık. Kalabalıktan uzak, sakinliği ve düzeniyle öne çıkan Uusikaupunki, yolumuzun üzerinde karşılaştığımız hoş sürprizlerden biri oldu. Birkaç saatlik ziyaret için gelmiş olsak da, şehrin huzurlu atmosferi hafızamızda güzel bir iz bıraktı.

Ortaya biraz karışık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir