Norveç’e kadar olan yaklaşık 5.000 kilometrelik yolu 13 günde tamamladık. Yol boyunca yaşadıklarımızı ve gördüklerimizi altı bölümlük bir seri hâlinde sizlerle paylaştık. Şimdi ise yeni bir bölüm başlıyor; artık Norveç’teyiz. Önümüzdeki yaklaşık 20 gün boyunca bu muhteşem ülkenin kuzeyini keşfedecek, yaşadıklarımızı “Norveç Günlüğü” başlığı altında sizlerle paylaşacağız.
Norveç maceramızın ilk durağı, uzun zamandır görmek istediğimiz Lofoten Adaları oldu. Kuzey Kutup Dairesi’nin üzerinde yer alan bu takımada, dünyanın en etkileyici coğrafyalarından biri olarak kabul ediliyor. İlk bakışta insanı büyüleyen şey, denizin içinden adeta dimdik yükselen sivri granit dağlar oluyor. Bu dağlar, kimi zaman sislerin arasından beliriyor, kimi zaman da güneş ışıklarıyla bambaşka renklere bürünüyor.
Lofoten, onlarca adadan oluşan geniş bir takımada. Bu adaların büyük bölümü köprüler ve denizin altından geçen uzun tünellerle birbirine bağlanmış durumda. Özellikle deniz tabanının onlarca metre altından geçen tüneller oldukça etkileyici. Bir yandan okyanusun altından ilerlerken, birkaç dakika sonra kendinizi başka bir adada buluyorsunuz. Yolculuk boyunca her virajda yeni bir manzara karşınıza çıkıyor.
Adalar üzerinde çok sayıda küçük balıkçı kasabası ve yerleşim bulunuyor. Kırmızı renkli ahşap evler, sakin koylar ve limanlarda bağlı duran tekneler Lofoten’in karakteristik görüntülerini oluşturuyor. Yüzyıllardır balıkçılıkla geçinen bölge halkı, özellikle morina balığı avcılığıyla tanınıyor. Kurutulmak üzere asılmış balıklar, adaların birçok noktasında karşınıza çıkıyor ve bölgenin kültürünü yansıtan önemli ayrıntılardan biri olarak dikkat çekiyor.
Lofoten’in en etkileyici yerlerinden biri ise hiç şüphesiz Reina kasabası. Dağların, denizin ve rengârenk balıkçı evlerinin iç içe geçtiği bu küçük yerleşim, kartpostalları aratmayan görüntülere sahip. Kasabanın her köşesi ayrı bir fotoğraf karesi sunuyor. Sabahın erken saatlerinde denizin üzerinde oluşan sakinlik, akşam saatlerinde dağların üzerine düşen ışıklarla birleşince ortaya unutulmaz manzaralar çıkıyor.
Bu geceyi Reina’da geçiriyoruz. Karavanımızın penceresinden baktığımızda, önümüzde sakin bir koy, arkamızda ise bulutların arasında yükselen heybetli dağlar var. Kuzeyin bu büyüleyici atmosferinde geçireceğimiz ilk gecenin keyfini çıkaracağız.
Yarın ise Lofoten’e veda ederek feribotla anakaradaki Bodø şehrine geçeceğiz. Ancak şimdiden söyleyebiliriz ki, Lofoten Adaları yalnızca Norveç’in değil, dünyanın da en etkileyici doğal güzelliklerinden biri olarak hafızamızda uzun yıllar yer edecek.
















